PÎRÂN

 

HASAN GÂLİP EFENDİ

(1919 ……)

 
Kadirilik ve Rifâilik kanalından feyiz alan Gâlibiyye’nin pîri Hasan Gâlib Kuşçuoğlu 1919’larda Çorum’da dünyaya geldi.  

İlkokul öğreniminden sonra, doğuştan getirdiği yeteneklerini zenaat ve kanatla pekiştiren Hasan Gâlib Kuşçuoğlu, gelenekler doğrultusunda etrafındaki zevât- kirâmdan ilim ve irfân tahsil etti.

Kâdîri_Rifâî Maraşlı Hacı Mustafa (Yardım edici) Efendi’den icâzet ve hilâfet alan Hasan Galib Kuşçuoğlu, kendisinden önce zuhûr eden bütün pîrler gibi, zıtların âhenginde dönen devrânın özündeki birliği ve bütünlüğü savunan bir tevhîd adamıdır.

“Eskimiyen yeni” yi çağın idrâkine açmaya ve ulaştırmaya çalışan Hasan Gâlib Kuşçuoğlu’nun tevhîd zevki,

1- Muhtac olduğumuz Kardeşlik,

2- Merhamet-i ilâhiden Rahmet Damlaları,

3- Metafizik,

4- Tasavvuf ve Zikrullah ismiyle kitablaşmıştır.

 Hasan Gâlib Kuşçuoğlu’nun, tevhid gerçeğini özümseyemedikleri için her şeye küfür gözüyle bakan kabuk bilgi cahillerine karşı söylediği şu söz çok çarpıcıdır.

-Hazret-i Allah’ın tertîb ve tanzîm ettiği manevi teşkilata küfür gözü ile bakıyorsun. İman zannetiğin küfür buradan başlıyor!

(Tasavvuf ve Zikrullah sf. 43)

Pek inanmazsınız amma, belki inanan bulunur. (Böyleleri hakkında) Peygamber Efendimiz  şöyle buyurdular: Onlar kurtarıyoruz zannediyorlar, öldürüyorlar! Kendileri de ölüyor!... )Tasavvuf ve Zikrullah sf. 40)

Nûr-u Muhammedîyi kalıplaştırarak, dar bir çerçeve ve zaman sığdırmak hakîkat anlamı taşımadığı gibi gerçek imanla da bağdaşmaz. Senlikbenlik davasından öte izahı yoktur. Cümle ehl-i kitabda bâriz görülen hastalıktır. Hazret-i Allâh cümlesine şifâ versin. 

Semavi dinler, yani tevhid dini sâlikleri biri diğerini esasta kardeş gördükleri zaman yaratılışın sırrının Benî Âdem’de zuhûru görülecek, bütün beşer kardeşliği akın akın yürüdüğünde, gerçeğin böyle olduğunu anladığında, Benî Âdemi kıskandığından, âdemi hakîkat dışına çıkarmak için vazifesi sevdirilen şeytan, inkisâr-ı hayâle uğrayıp, mel’anet icraatının sonu hezimete dönüşüp, her şey güllük gülistanlık olacak. Dünyada düşmanlık, çirkinlik, bilcümle ihtilâflar, bencillikler, ister istemez, yerini hep güzele bırakacak. (Tasavvuf ve Zikrullah sf. 50)Hasan Gâlip Efendiye göre :

Cümle peygamber efendilerimiz mekarim-i ahlak üzere geldiler ve mekarim-i ahlakı benî Adem'in insan olabilmesinin yegane düsturu olarak zamanlarına mahsus benî Adem'in kemalatına uygun bahşedilen tertib-i ilahiyenin lutfettiği kadarını getirdiler!..

Hazreti Muhammed Mustafa (s.a.v.) Efendimizde kemalatı ile hitam bulan, insan olmanın bariz reçetesi rahmet-i ilahinin ancak yaşamakla değeri anlaşılabilen mekarim-i ahlak, ahlak-ı hamide, kâffesi tasavvufi deyimle kişinin yaşantısında zuhuru açık müşahede edilebilen güzellikler manzumesinin insanda zuhurunun ismi "derviş"tir.Umuma mahsus kelamî izahi islâmiyettir!..

Mekarim-i ahlak sahibi kişiye yakışır bir isim arar isek mü'min, müttakî, arif...cemi hal ismi "derviş"tir.

Ve bu yaşantının zuhurunda bariz görülen rahmet-i ilahiyenin sadık kullarına bahşeylediği, dünyada ve ahirette kalbi huzur, itminani kalbin zevki ismi "ilahi aşk"tır.(İslâmi Tasavvuf Prensipleri)

 
PÎRÂN       Yazar: Mustafa Özdamar   Sayfa No: 431-432