Pir-i Gâlibî H.Gâlip Hasan Kuşçuoğlu (K. S.) Belgeseli
Pir-i Gâlibî H.Gâlip Hasan Kuşçuoğlu ( K. S. )
 
 
Haberler
  • Pir'imizin Sohbetlerini (İstanbul Gâlibî Külliyesinden) Video Galeri Bölümünden izleyebilirsiniz.
  • Ne demek Galibilik. Dünyada yaşamayı da Allah'ın emri üzerine bilen, zamana göre yaşamayı bilen, teknolojiden, medeniyetten kaçmayan, zamana göre İslam'ın şer'i hükümlerine müdrik, katılığa kaçmadan yaşayan, Allah'tan korkutarak yaşayan değil, sevdirerek yaşayan insan demek. Pir-i Galibi
  • ‘‘Ey inananlar Yahudi ve Hristiyanların Evliyalarını Evliya edinmeyin. Onlar bir birlerinin evliyasıdır. İçinizde onların evliyalarını evliya edinenler onlardandır. Allah zalimler toplumu doğru yola iletmez. Maide 51
  • Allah'ın istisnai yaratılmış seçkin kulları Emr-i İlahinin bekçileridir. Onların bazıları İrşada, bazıları ikaza, bazıları da İslaha vazifelidirler. Atatürk İslah vazifesi ile vazifeliydi. Şahidim.
 
 
 
Hava Durumu
İstanbul
ISTANBUL
Ankara
ANKARA
Antalya
ANTALYA
 
 
Linkler
Tasavvuf

Tasavvuf; Nefsi Ayıklayıp Temizlemek Ve Ruhu Pak Ederek, Lahut Âlemine Yükseltmek Yoludur. Tasavvuf Dinin Dışında Değil Bizatihi Dinin Kendisidir. Tarikatlar Tasavvufun Kollarıdır. Mezheplerde Fıkhın Kollarıdır. Bunların İnkârı Cehalettir. İnsani Hayvandan Ayıran Gönlüdür. Gönül İse; Yaradanını Bilmesi İçin Allah in Kuluna Bahşettiği Rahmetidir, Aşkı İlahidir, Yaratılışın Sırrıdır. Gönlün Kemalata Ermesi; Tasavvuf Ve Yaratanının İsimlerini Kesir, Nihayesiz  Zikretmekle  Elde Edilir. 

 

 Dünya ve ahirette mesut olmak istiyorsak yaratanımıza kul olmanın zevkine erme çabasında olalım. Rabbimize layık kul olmanın hazzından, zevkinden uzak durmayalım. Sonsuz rahmet-i ilahiden nasipli, ihya olmuş Rahmeti ilahiye ye vesile kılınmış bahtiyar kullarının saflarında bulunmak gayemiz ve zevkimiz olsun. Kulluk vazifemizi iman ve samimiyetle icra edebilmemiz gene yaratanımızın rahmeti olan mana ve gönül gözü ile görmek ve gerçeği lüzumu kadar bilmek.. Rahmetinden mahrum eylemesin.

 

Hazret-i ALLAH’TAN lütfedilen tavır ve hareketlerimizle, lisan-i hal ile yakarmayı ve istemeyi bilelim. Nazargah-i ilahi olan kalbe yolu uğramayan arzu ve isteklerin huzur-i ilahiden iltifat gördüğü ender görülür. Kalpten beyine geçen gönül yolu, ehl-i halin ehl-i aşkın yoludur. Beyinden kalbe akış ise ilmel yakindan öteye yolu muhaldir. Muhammet İkbal’in uyarısını gönül kulağı ile dinle, tefekkür et. Rahmet-i ilahi olan sebeplere tevessül etmeden maddeyi de manayı da elde etmek zehabına kapılmak safdillik olur. Bu saflık tertemiz safiyet değil, kusura bakma, salaklıktır.

 

“İlim toplayıp yığmışsın, gönlü ihmal etmişsin, o kaybettiğin servete acıyorum.”

 

Ey beni Âdem! Sen Âdem’e musahhar kılınan mahluk ve eşya değilsin. Hazret-i ALLAH ’ın bilinmesine vesile kıldığı, yaratılışın sırrı ve çekirdeğisin. Diğer mahlûkata benzer yönün aşikâr, amma sen mana denizi insan olmaya müsait yaratılmış beni âdemsin. Aşk-ı ilahiden yaratıldın. Yaratanını bilmeye müsait kılındın. Aczini bildiğin kadar yaratıcını bilmene imkân ve fırsat verildi. 

 

Bu fırsatı bildiğin kadar yaratanına hamd ederek, şükrederek, kesir zikrederek, emr-i ilahiye intibak etme zevki ile hayatını idame ettirmeye çaba gösteren, gerçeği hayatının her safhasında görerek, yaratıcına hayranlık duyan, sadik insan! Hiç şüphen olmasın, bu meziyetlerin hepsi şahit ki, sen yaratanına aşıksın. 

 

Aşk mana itibariyle ilahidir. Mecazi aşk olmaz. Mecazi olan istektir, arzudur., Nefsin ihtiyacıdır., Mecazi ask özlemini duyduğu o nesneye vuslatla biter. İlahi aşk ise yakınlıkla artar. Vuslatda ilahi aşkın sonu değildir. Aşk-ı ilahinin tecellisi nefsin hazzının dışında, ruhun gıdası ,.yaratılışın sebebi hikmeti, İnsanlığın hal belgesi mana anlamı TASAVVUFTUR ! 

 

Hazret-i ALLAH ’ın tanzim ve tertip ettiği ile kullarını vazifeli kıldığı “ey insan arzı ben yarattım sen düzene sokacaksın” hitabını hiç hatırdan çıkarmadan, emr-i ilahiye uygun, kulun aczine uygun, kulluğuna uygun vazifelerimizi iyi bilelim. ALLAH’ın tertip ve tanzimine teslimiyette kusur etmeyelim. Üzerimize terettüp eden kulluk vecibesini yerine getirmeyip, “bunu da, sana havale ediyoruz, bu işlemlerimizi de sen yapıver” deye köşe-yi vahdete çekilip, aczini bilip, kulluğunun dışına çıkmayasın. Bu küstahlığın adına sakin “teslimiyet ve kulluğumuzun aczi, falan” deye ahkâm kesme. Yaptığın bu tembelliğine sakin tasavvuf, tarikat, şeriat, İslamiyet de demeyesin. ALLAH ‘ın emri hilafına yasayanlarda küllü rahmet olan kıymetli sıfatlar bulunmaz. Gafil olma !... 

 

Verilen Cüz’i iradeni de halik-i zül-Celal’e havale etmen kulluk dışıdır iyi bil!

 

Cennet mekân vatan sairimiz Mehmet Akif merhum kul vazifesini bilemeyip tenbellik ve bilgisizliğinden ötürü çirkin düşünce ye kapılanların bu durumunu safahatında ne güzel dile getirmiş. Bu hikmetli mısralarını bizlerinde bu fikrin hayranı olduğumuzu değişmeyen fikrimiz ve tutumumuzla derviş kardeşlerime duyurmaya çalışıyorum örnek alına

 

******

“Kadermiş!” öyle mi? Hâşâ bu söz değil doğru:
Belanı istedin Allah ta verdi… Doğrusu bu!
İstenen neyse elbette sonuç ona göredir,
İlahi iradenin sana zulmetmek ihtimali mi var?

“Çalış!” dedikçe şeriat, çalışmadın, durdun,
Onun hesabına birçok hurafe uydurdun!
Sonunda bir de “tevekkül” sokuşturup araya,
Zavallı dini çevirdin onunla maskaraya!

Bırak çalışmayı, emret oturduğun yerden,
Yorulma, öyle ya, Mevlâ özel hizmetçin iken!
Yazıp sabahleyin evden çıkarken işlerini.
Birer birer yazıp tamamlayınca listesini:

Bütün işleri Rabbim görür: Vazifesidir…
Yükün hafifledi… Sen şimdi doğru kahveye gir!
Çoluk çocuk sürünürmüş sonunda aç kalarak…
İşlerine bakan Allah değil mi? Keyfine bak!


Onun nimetler hazinesi kendi veznendir!
Havale et ne kadar masrafın olursa… Verir!
Silahı kullanan Allah, sınırı bekleyen O:
Erzak ve cephane bitivermiş değilmi? Ekleyen O!

Çekip kumandası altından ordu ordu melek:
Senin hesabına kâfirleri yere serecek!
Başın sıkıştı mı, yeterlidir senin o nazlı sesin;
“Yetiş!” de kendisi gelsin veya Hızır’ı göndersin

Evinde hastalanan varsa, borcudur: Bakacak:
Şifa hazinesi derhal oluk oluk akacak.

Demek ki her şeyin Allah… Yanaşman ırgadın O:
Çoluk çocuk O’na ait: Lalan, bacın, dadın O:
Vekilharcın O: Kâhyan veznedarın O:
Alış seninse de, verişten sorumlu olan O:
Denizde savaş olacakmış… Gemin O, kaptanın O:
Veya ordu lazım olsa… Askerin, kumandanın O;
Köyün yasakçısı, şehrin de defterdarı O:
Ailenin hekimi, eczacısı… Kısacası hepsi O.


Ya sen nesin? Güya tevekkül eden müslüman!
Yutulmaz artık bu!
Biraz da saygı gerektir… Ne saygısızlık bu!
Huda’yı kendine kul yaptı, kendi oldu huda;

Utanmadan da tevekkül diyor bu cür’ete ha?

 ****

 Hazret-i Mevlana, Mesnevi Cilt I Beyit 2960 Ve Devaminda Sure-i Fetih 10’uncu Ayetin Anlamını Peygamberimiz Efendimiz (S.T.A.V.) Hazret-i Ali (Kerremallahu Vechehu)’ya Ve Dolayisı Ile Biz Aciz Ümmetlerine De İnsan Olmanın Sırrını Lütfedilen Rahmet-i Ilahiyeyi Beyanları Ile Ehl-i Zikrin, Ehl-i Aşkın Yollarında Ihsan Edilmiş Rahmet Nurunu Açık Gösterdiler…

 

 

Peygamber Efendimiz (S.A.V.) Hazreti Aliye (R.A) Buyurdular Ki:

 

Ya Ali Allah Aslanısın, Kuvvetlisin, Korkmazsın, Yüreklisin ,

 

Fakat Aslanlığına Dayanma, Güvenme Ümit Ağacının Gölgesine Sığın ,

 

Hiç Kimsenin Rivayetlerle, Masallarla Yoldan Ayıramayacağı, Akil Bir Mürşidin Gölgesine Gir…

 

Yer Yüzünde Onun Gölgesi Kaf Dağı Gibidir. Ruhu Simurg Gibi Çok Yükseklerde Uçmakta, Yücelerde Dolaşmakta…

 

Kıyamete Kadar Onu Övsem, Söylesem Tükenmez.. Bu Övüşe Bir Kesim, Bir Son Arama.

 

Güneş İnsan Sureti İle Yüzünü Örtmüştür; İnsan Suretinde Gizlenmiştir. Artık Sen Anlayıver. Doğrusunu Allah Daha İyi Bilir.

 

Ya Ali Sen Allah Yolundaki Bütün İbadetler İçinde Allah’ın Rahmetine Ulaşmış Kişinin Gölgesine Sığınmayı Seç . 

 

Herkes Bir Çeşit İbadete Sarıldı, Kendisi İçin Bir Türlü Kurtulma Çaresine Yapıştı.

 

Sen Akil Bir Mürşidin Gölgesine Kaç Ki, Gizli Gizli Savaşan Düşmandan Kurtulasın.

 

Bu Hal Senin İçin Bütün İbadetlerden Daha İyidir. Bu Suretle Yolda İlerlemiş Olanların Hepsini Geçer, Hepsinden İleri Olursun.

 

Bir Pir Ele Geçirdin mi Hemen Teslim Ol, Musa Gibi Hızır’ın Hükmüne Girip Yürü 

 

Ey Münafıklık Nedir Bilmeyen!... Hızır’ın Yaptığı İşlere Sabret Ki, Hızır: “Haydi, Git. Ayrılık Geldi” Demesin!...

 

Gemiyi Kırarsa Ses Çıkarma, Çocuğu Öldürürse Saçını Başını Yolma,

 

Mademki Hak Onun Eline “Kendi Elimdir” Dedi; 

Yedullâhi Fevka Eydî’him Hükmünü Verdi.. (Fetih Suresi, 10)

 

Şu Halde Allah’ın Eli Onu Öldürse De Yine Diriltir. Hatta Diriltmek Nedir Ki, Ona Ebedi Hayat Verir.

 

Bu Yolu Nadir Olarak Yapayalnız Aşan Bile, Yine Pirlerin Himmeti İle Aşmış, Varacağı Yere Onların Sayesinde Ulaşmıştır.

 

Pirin Eli Kısa Değildir Gaibdekilere De Erişir. Onun Eli Allah Kabzasından Başka Bir Şey Değildir Ki…

 

Gaibde Bulunanlara Böyle Bir Hil’at Verilirse Huzurda Bulunanlar Şüphesiz Gaibdekilerden Daha İyidir.

 

Gaibdekileri Bile Doyururlar Onlara Bile Ihsan Ederlerse, Artık Konuğun Önüne Ne Nimetler Komazlar?”…

 

Huzurunda Hizmet Kemeri Bağlanan Nerde; Kapı Dışında Bulunan Nerde?”…

 

Mürşidini Seçip Ona Teslim Oldun Mu Nazik Ve Tahammülsüz Olma. Balçık Gibi Gevsek Ve Sölpük Bir Halde Bulunma.

 

Her Zahmete, Her Meşakkate Kızar Kinlenirsen, Cilalanmadan Nasıl Ayna Olacaksın?...”

 

İnsan Melek De Olsa İlahi Yardıma Uğramayınca Defteri Siyah Çıkar.

 

Hakk’ın Yardımına, Hakk’ın Has Kulları Olan Kamil İnsanların Şefaatine Meleklerin De İhtiyaçları Vardır…

 

Hazret-i Muhammet Mustafa (S.T.A.V.) Efendimiz Hazret-i Ali (R.A.) Şahsında İnsan Olmanın Tertib-i Tanzim-i İlahinin Metafizik Ve Ilm-i Ledünni Yönü Olan Varisün-Nebi, Nedim-i Ilahi, Allah’ın Vazifelendirdiği Mürşide Biati Has Kullarının Kemalata Ermesi İçin Elzem Kılmış Hazret-I Allah(C.C)…

 

Hazret-i Muhammet Mustafa (S.T.A.V.) Efendimiz Bilahare, Hazret-i Ali (R.A.) Sah-I Velayet Rütbesi İle Henüz Taltif Olunmadan, Aliyyel-Murtaza (R.A.) “Allah’in Arslani” Ünvani Ile Taltif-i Ilahiye Nail Olduğu Zaman Hazret-i Muhammet Mustafa (S.T.A.V.) Efendimiz Luzumuna Binaen Hazret-i Ali (R.A) Efendimizin Sahsinda Ümmet-i Muhammed’e Ve Cümle Allah Kullarindan Iman Edenlere Nur-U Ilahiden Zuhur Eden Nur-U Muhammediyi Bildirmeleri Ile Hazret-I Ali (Kerremallahu Vechehu) Efendimiz Velayet Makaminin Şahı Kılınmış Şah-ı Velayet Rütbesine Ermiştir.

 

Peygamberimiz Efendimiz De “Işte Bu Doğru Yol, Nur-U Muhammediyenin İlim Şehrine Giden İlahi Yoldur” Buyurdular… “Ene Medinetün Ali Bâbuhâ Hitabı İle Ehlî Tarik Yolu İzahını Bulmuştur…

 

Rahmet-I İlahiye Vesile Kılınan Yol Büyüklerimizin Manevi Şahsiyetleri Nur-U Muhammedinin İla-Yevmil-Kiyame Tecelli Ve Zuhur Merciidir. Şüphe Edilmeye. Bu Rahmet-i İlahiye den Gafil Olunmaya…

 

Emr-i İlahiler Yalnız Peygamber Efendimizin Şahsiyetlerinde Hitam Bulmazlar; Hitab-ı İlahiler Cümle Kullarınadır

 

Dervişin Bir Şeyhi Vardır. Manevi Doğuşa Vesile Olduğu İçin Anlam İtibari Ile “Baba” Da Denir... Dikkat Edersen Maddede Olduğu Gibi Baba Bir Tanedir. Ma’na Da Böyledir. “Baba İki Olursa Evlat Piç Olur” Dediler… Halik-I Zül-Celal Buyurdular Ki:

 

“Siz Çocukları Babalarının İsmi İle Çağırın. Eğer Babalarını Bilmiyor İseniz, Onlar Sizin Din Kardeslerinizdir.”

 

Şeyhi Vefat Eden Bir Derviş, Şeyhinin Yerine Halik-I Zül-Celal Vazifeli Şeyh Efendi Vermemiş İse Ve Derviş İstihare Yoluyla Başka Dergaha Geldi İse Kabul Edilir. Eski Evradını Değil, Sonradan Aldığı Evrat Ve Ezkarını Yapar. Şeyhi Evvelki Şeyhidir; Amma Terbiye Üstadı Değişmiştir. Başkaca Değişen Bir Şey Yoktur. Derviş Sadakatli Olmalıdır…

 

Dervişin Bir Şeyhi Vardır” İki Şeyhi Olmaz. Mürşitlerin Biri Birine Teberrük Olarak Irfaniyyet Yolunda Yardımcı Olmaları Da Adap Ve Erkâna Uygundur. Rahmet-I İlahiyedir. İstifade Kapuları Açık Bırakılmıştır. Gene Makamın İşareti İle Hudutludur…

Pir-i Gâlibî H. Hasan Galip KUŞÇUOĞLU ( K. S. )